Orta Doğu sularında ticari taşımacılık yapan gemilere yönelik saldırılar, ekim ayında tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Bölgedeki gerilimin tırmanmasıyla birlikte, özellikle Hürmüz Boğazı çevresinde deniz güvenliği ciddi bir krizle karşı karşıya kaldı.
Saldırılarda Ekim Ayı Zirvesi
Washington merkezli bir düşünce kuruluşunun paylaştığı verilere göre, ekim ayı içerisinde 28 saldırı resmen doğrulandı. ABD ve İsrail’in İran’a karşı 28 Şubat tarihinde başlattığı askeri süreçten bu yana gerçekleşen toplam saldırı miktarı ise 113’e ulaştı. 2017 yılından itibaren denizlerdeki güvenlik olaylarını takip eden Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü bünyesinde çalışan kıdemli araştırmacı Noam Raydan, ekim ayının kayıtlara geçen en kötü dönem olduğunu vurguladı.
Bölgesel Veriler ve Operasyonel Tablo
Enstitü tarafından hazırlanan interaktif harita verileri, eylül ve ekim aylarında ticari gemilere yönelik müdahalelerin merkez üssünün Hürmüz Boğazı olduğunu gösteriyor. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) tarafından sağlanan istatistikler de bu durumu destekliyor; İran ile yaşanan çatışmaların başlangıcından bu yana bölge genelinde yaklaşık 120 olay rapor edildi.
| Kategori | Veri/Miktar |
|---|---|
| Ekim Ayı Doğrulanmış Saldırı Sayısı | 28 |
| 28 Şubat’tan Bu Yana Toplam Saldırı | 113 |
| Ekim Ayında Zarar Gören VLCC Sayısı | 11 |
| Toplam Hasarlı Süper Tanker Sayısı | 30+ |
Küresel Petrol Filosu Tehdit Altında
Reuters’ın MarineTraffic ve IMO verilerini analiz ederek hazırladığı rapora göre, saldırılarda 30’dan fazla çok büyük ham petrol tankeri (VLCC) hasar aldı. Sadece ekim ayı içinde 11 tanker bu saldırıların hedefi oldu. Her biri yaklaşık 2 milyon varil petrol taşıma kapasitesine sahip olan bu gemiler, küresel ölçekte sayısı 900’ü aşan VLCC filosunun %3,5 gibi önemli bir kısmını oluşturuyor.
- Saldırıların yoğunlaştığı nokta: Hürmüz Boğazı
- Hasar alan toplam süper tanker: 30’un üzerinde
- Küresel filodaki etkilenme oranı: %3,5
- Tanker başına taşıma kapasitesi: 2 milyon varil
Uzmanlar, Hürmüz Boğazı’ndaki bu hareketliliğin küresel enerji sevkiyatı ve deniz ticareti üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekiyor. Kayıtlara geçen 120 olay, bölgedeki seyrüsefer güvenliğinin ne denli kırılgan bir noktaya geldiğini gözler önüne seriyor.
