ABD, 3 Kasım Salı günü ara seçimlere gidiyor. Temsilciler Meclisi’nin tamamı ve Senato’nun yaklaşık üçte biri için oy kullanılacak. Bu bir başkanlık seçimi değil, Trump başkanlık görevini sürdürecek. Ancak, Kongre’deki çoğunluğun değişmesi önümüzdeki iki yılda Trump yönetiminin yapmak istediklerini ne kadar rahat hayata geçirebileceğini etkileyecek.
Verilere göre, sektörün Washington’da yasal olarak daha fazla netlik kazanmasıyla birlikte, piyasa değeri 2023’teki yaklaşık 1 trilyon dolardan şu anda yaklaşık 2,75 trilyon dolara çıkarak neredeyse üç katına çıktı.
Kripto piyasası da doğal olarak seçim sonucunu bekliyor. Üstelik bu kez 2024’teki kadar kolay kurulabilecek bir anlatı yok. O seçimde Trump’ın zaferi, sektör açısından Washington’ın yaklaşımının değişeceği beklentisini taşıyordu. Diğer yandan Bitcoin ETF’leri ve kurumsalların sektöre adım atması piyasayı destekliyordu.
Bugün ise kripto şirketleri zaten masada. Bankalar saklama hizmetleri geliştiriyor, tokenizasyon projeleri ilerliyor, düzenleyici kurumlar yeni kurallar üzerinde çalışıyor.
Dolayısıyla bu seçime yalnızca “Kim kazanırsa Bitcoin yükselir?” sorusuyla bakmak eksik kalır. Seçim, sektörün bundan sonraki büyümesinin hangi şartlara bağlanacağını da etkileyecek.
Ne demeye çalışıyorum?
Aslında Cumhuriyetçi çoğunluk da her kapıyı açmıyor. CLARITY Act’in Senato’da ilerleyememesi bunun en açık örneklerinden biri. Cumhuriyetçilerin Kongre’deki çoğunluğu ve Trump’ın desteği, sektörün istediği piyasa yapısı düzenlemesini geçirmeye yetmedi.
Trump ailesinin kripto faaliyetleri ve etik hükümler üzerindeki anlaşmazlıklar müzakerelerin önüne çıktı. Üstelik Senato’da çoğu yasa tasarısının oylamaya ilerleyebilmesi için gereken 60 oy aşılamadığı gibi, bazı Cumhuriyetçilerden de tasarıya ret oyu geldi.
Yani bu seçimde Cumhuriyetçilerin olası bir zaferi kriptoya yönelik beklentileri yeniden canlandırabileceği gibi, Demokratların kazanması da bütün kripto düzenlemelerinin önünün kapanması anlamına gelmiyor. Ancak işler biraz zorlaşabilir.
Demokratlar kazanırsa şirketlerin işi zorlaşabilir
Burada sektörün karşılaşabileceği somut bir baskı önümüze çıkıyor; o da kongre soruşturmaları.
Kaynaklara göre Demokratlar, çoğunluğu kazanmaları halinde Trump ailesinin kripto şirketleri ve tahmin piyasalarıyla ilişkilerini incelemeye hazırlanıyor. Komitelerin kontrolünü almak; belge istemek, şirket yöneticilerini ve düzenleyici kurumların başkanlarını ifade vermeye çağırmak için daha güçlü araçlar sağlayacak.
Bir soruşturma açılması ise şirketin işini bırakacağı anlamına gelmiyor, ama yöneticilerin ifade vermesi, avukatlarla uğraşılması ve şirketin sürekli bu haberlerle anılması işleri zorlaştırabilir.
Aslında bir şirkete veya çıkar ilişkisine yönelik herhangi bir inceleme doğrudan Bitcoin’e yönelik bir karar anlamına gelmiyor. Ancak piyasa ilk anda bu ayrımı yapamayabilir. Bu durumda olası, büyük bir şirkete açılabilecek bir dava ilk etapta Bitcoin’i de olumsuz etkileyebilir.
Kongre’de tıkanan süreç, bütün sektörü durdurmuyor
CLARITY’nin geçememesi önemli. Fakat bu, son iki yılda atılan bütün adımların boşa gittiği anlamına da gelmiyor.
SEC ve CFTC kendi yetkileri içinde çalışmalarını sürdürüyor. Tokenize varlıklar, kripto işlem platformları ve türev ürünler üzerindeki düzenlemeler, Kongre’de kapsamlı bir yasa çıkmadan da ilerleyebiliyor. Yine de kurumların yapabileceklerinin bir sınırı var; her boşluğu kendi başlarına doldurmaları mümkün değil.
Bu çalışmaların konusu da artık yalnızca kripto para alıp satmak değil. Bir şirketin hafta sonunda parasına erişebilmesi, bir fon payının daha hızlı devredilmesi veya bir varlığın teminat olarak daha kolay kullanılabilmesi de aynı dönüşümün parçası.
Tokenize fonlar, stablecoinler ve sürekli vadeli işlemler farklı ihtiyaçlara cevap veriyor. Hepsinin Bitcoin fiyatına aynı şekilde yansımasını bekleyemeyiz. Ama finansal işlemlerin nasıl yapıldığını değiştirebildikleri için seçimlerin etkisini değerlendirirken bunları da hesaba katmamız gerekiyor.
Aynı zamanda kripto para piyasasının en büyük siyasi eylem komitesi olan ve 2024 seçim döneminde 196 milyon dolar harcayan Fairshake, kripto sektörünün stratejisine yeniden öncülük ediyor. Fairshake, bu yılki ön seçimlerde veya özel seçimlerde desteklediği 58 adaydan 53’ünün kazandığını ve 3 Kasım’daki seçimlerde aday olacağını açıkladı.
Fairshake sözcüsü Geoff Vetter, seçimlerden önce yaptığı bir açıklamada “Her iki partide de Amerikan inovasyonunu destekleyen kripto para yanlısı adayları destekliyoruz ve Amerikan tarihindeki en büyük kripto para yanlısı grubu daha da geliştirmeyi dört gözle bekliyoruz” dedi.
Piyasa hangi sonuca nasıl bakabilir?
- Demokratların iki kanadı da kazanması, mevcut düzenleme planlarının yeniden pazarlığa açılacağı beklentisini güçlendirebilir. Bunun baskısı, faaliyetleri yeni kurallara daha fazla bağlı olan şirketlerde ve tokenlarda hissedilebilir.
- Kongre’nin iki parti arasında bölünmesi ise daha uzun müzakereler anlamına gelebilir. Ancak piyasa zaten böyle bir sonuç bekliyorsa, seçim gecesindeki tepki sınırlı kalabilir.
- Cumhuriyetçilerin iki kanadı koruması, sektörün istediği yasaların ilerleyeceği beklentisini destekleyebilir. Burada da sonucun kendisi kadar, ne ölçüde beklenmedik olduğu önemli olacak.
Bunların hiçbirinden kesin bir fiyat yönü çıkarmıyorum. Bitcoin’in karşısında hala faiz beklentileri, ETF akışları, spot talep ve küresel risk iştahı var. Olumlu karşılanan bir seçim sonucu, alıcıların zayıf kaldığı bir piyasayı tek başına değiştirmeyebilir.
Sektörün bu seçim döneminde 100’den fazla yarışa yaklaşık 176 milyon dolar harcaması da meselenin yalnızca seçim gecesindeki fiyat hareketi olmadığını gösteriyor. Şirketler, Trump’tan sonra da çalışabilecekleri bir siyasi destek oluşturmaya uğraşıyor.
Bu yüzden 3 Kasım’ın ardından yalnızca Bitcoin grafiğine bakmak önemli değil. Komitelerin başına kimlerin geçtiğine, etik hükümler konusunda uzlaşma aranıp aranmadığına ve şirketlerden hangi şartların istendiğine de bakmak gerekiyor.
