İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik krizinin sona ermesi için ABD’nin yürüttüğü ekonomik baskı ve deniz ablukası politikalarına son vermesi gerektiğini bildirdi.
ABD’nin Rusya’dan Yardım İstemesi ve Sahadaki Gerçekler
İran’ın Tasnim Haber Ajansı tarafından paylaşılan bilgilere göre Sözcü Bekayi, Washington’ın boğazdaki engellerin kalktığına dair iddialarının sahadaki durumla bağdaşmadığını ileri sürdü. Bekayi, Amerikan yönetiminin enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla Rusya’dan destek istemesini, yaşanan lojistik ve güvenlik sorunlarının somut bir kanıtı olarak değerlendirdi.
Sözcü, “Eğer iddia edildiği gibi problemler çözülmüş olsaydı, ABD tarafı karşılaştığı zorlukları aşabilmek için Rusya’ya başvurmak zorunda kalmazdı” şeklinde konuştu. Devletlerin kendi ulusal menfaatleri doğrultusunda hareket etme hakkı olduğunu hatırlatan Bekayi, Tahran’ın da kendi stratejik önceliklerine göre kararlar aldığını ifade etti.
Hürmüz Boğazı Gerilimi ve Stratejik Veriler
| Aktör | İddia/Durum | İran’ın Yanıtı |
|---|---|---|
| ABD | Sorunlar aşıldı | Rusya’dan yakıt yardımı istendi |
| İran | Hukuki yanıt | 28 Şubat sonrası adımlar meşru |
| Bölge | Deniz ablukası | Güvenliği tehdit eden temel unsur |
Güvenlik Şartı: Ekonomik Savaşın Durdurulması
İran’ın 28 Şubat tarihinden bu yana Hürmüz Boğazı hattında attığı adımların bir baskı mekanizması değil, yasal bir tepki olduğunu savunan Bekayi, bu sürecin detaylarını paylaştı. Sözcüye göre bu hamleler, İsrail ve ABD’nin askeri müdahaleleri ile uluslararası hukuka aykırı buldukları eylemlere karşı geliştirilen hukuki birer cevaptır.
- Deniz ablukası ve ekonomik yaptırımlar kalkmadan istikrar sağlanamaz.
- İran, boğaz üzerindeki stratejik nüfuzunun sürdüğünü belirtmektedir.
- Yaşanan istikrarsızlıktan doğrudan ABD politikaları sorumlu tutulmaktadır.
Bekayi, bölgede devam eden askeri hareketliliğin ve ekonomik savaşın Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer güvenliğini imkansız kıldığını belirtti. Mevcut tablodan Tahran’ın da hoşnut olmadığını kaydeden Sözcü, kalıcı çözümün ancak Amerikan politikalarının değişmesiyle mümkün olacağını vurguladı.
